Sui ça deus yvers pris.
(…)
Je nou di mie por nule retraçon, —
Mais encor sui [je] pris.
(…)
Mout m’est de moi, mes plus m’est de ma gent,
Qu’aprés ma mort avront reprochement —
(…)
Et por cui je sui pris.
Dur! yıldızlar çökmedi henüz
kronometrebaşlarımızın tepesine,
işte,
gün aydınlıktır daha
gece olmasına rağmen:
Parıltısından yazıyoruz yangının
kendilik yangınından — sökün
ediyor şimdi dolunay;
yazık, yaratamadı bize
Saturnalia
bir başkalık
bu et-ötesi yoksunluğumuza.
Göksel günahından düştü bu ırmak
onun soluğunda üşüyoruz, kemikleniyoruz
aydınlık gün gecede olmasına dek
korlar yavaş yavaş yayılıyor, soluyoruz
emanet-hâlemizle, azazilgölgeleriz;
bir yokyıldızıçiçeğinin.
Bulanık surette dökülüyor dünyanın
ağaçları,
uzak ses şafaktan, alınyazısışafaktan
İşitme’den ölesöylüyor anlamını:
“Kendimden de uzakta
bilmeden, unutarak kamlığımı –
kelimelerin yokluğu, olmaksızın
hala bir afazi, bağışlanmadım
kaybettiklerimden oyuğumla
hiçlikten yana kendimi –
ötesi nerede?”
Yazık, diyemiyoruz kendimize öldü.
Varsayılmasak da yaradılıştan
tanımasaydık kendimizi.
Kalabilseydi bizsiz kendimiz
yokta usulca bilinçsiz
dökülmeseydik parça parça etten,
yokyıldızıçiçeğinden.
Yazık, diyemiyoruz hiç kimseye “Yok
bir yokyıldızçiçeği”, dil yok,
“yok bir membası bizlerin.”
Uyku, diyordu, yaşamdan teyellenen
artıkşimdikilerimizden azat-yaşam
—Keşke doğru olsaydı, dedik
çoktandır giderdik;
bir karadelikten konuşup yaşıyoruz.
Dilek:
(VE sus Ozan!
SUS! Bir yol sona erdi.
kelimelere gömüldükçe bizler
daha çok acı çekiyoruz.
Bize son ver, Ozan.)