üzerime alındığım kadar yağmur
zihnim aksırıyor resimlerini
aksıyor göğsümün çamuruna
yeniden yeniden yeniden
yaratılacak gibi duruyorum karşında
kazaya bıraktığımız hayat
benimle öksürür gibi konuşma
bir kez daha turnike diyor yaramız
turnikeden geçiriyorlar
saçların yağıyor omuzlarına
kıyılara kar taşıyoruz sen ankara diyorsun
çağ affetmez böyle şeyleri
yüreğine karşı
yayvan burçlar dikiyorum yüreğimin sahasına
isa’nın nefesi, isa’nın kelimesi
çelikten gölgeler ufuk çizgimiz
kazılan yeryüzünün bu parçalanmış kayaları
bir şey anlatacak gibi durmaktan
seninle karşılaşacak gibi ben
patronlar affetmez böyle şeyleri
onların dilediklerini giyip seni çalışıyorum
inanmayı öğrenmeliyiz kurşun taşır gibi
inanmalıyız yaşayacak çok şeyimiz var
inşaat eldivenli ruhumuz istiyor bunu
kadavrasını satıyor heykel pasajında
seni seviyorum
SENİ
şairler affetmez böyle şeyleri
sayaçları saymaz suyumuzu
sen ve ben
kumda yük
kökte damar
işte bu kadar yerimiz
kendimiz kadar