Bazen kendi ölümümü hayal edip üzülüyorum
Durduramadığım bir denklemdir ya da dünya
Metropolden kopmuş yığınlar arasında durmak
-tayım
Benim ses servisim. bir kımıldamam
Koşuşan, saklanan anıları sıkıştırdığım ey beynim
Mahcup saydam
Yarına çıkaracağım tatsız fotoğraflar
Vursa beni canım gençliğim, tam on sekizimden
Sezen’in mırıldandığı bir kasetçalar rahatlatır beni belki
Neden hep kuzeye çıkmak isteriz
Dağların güneye inmesi neden mimli
Yaylalara vuralım, hızlı koşalım, yaylara vuralım
Eve en önce varanlar nerede olsun
Nerede Tilif, Kör İlyas, Resul geliyor nerede
Önümü kesen önümdeki yıllar nerede
Otlardan bir dirlik kurmak istiyorum gayriresmi
Panoramik cam tavanı çıkmadı dünyanın
Henüz neyi konuşuyoruz?
Işıldaklar içinde güvenli cakarlar
Nedense cesetlerin kimlikleri bu koordinatlarda bir ürya
Denk düşmez aksar bir yönüyle Devlet-i Ali
Bütün emirler sokakları serseriler
Elbet kudretli idi beşer, şaşmazdan önce
Doğası gereği yerine getiriliyor emirler, bu bizim susbilgimiz
Tıpkı Adem, tıpkı Havva, tıpkı Elma…
Sokaklar kan kusar mazgallardan
Kimse inletemez sokakları çünkü kollu kuvvetler
Herkes en yakınındaki deliliğe yatar bir akşam
Bugün doğrulttuğum başımı bir dala kavalyeleyeceğim
Günlerden bir gün tuz kokusu duyumsamalıyız ama söz
Kaç gün sonra nedensiz yoksunluğumuz
Bir ağaç kendi bahçesinde gül