berf çakmakçı
ağzımda emziğim anımsamıyorum ama o yürüteçteyim
içi bok dolu altım bezli tulumumda kurumuş çorba izi
beşiğimde uyur muydum memeyi sever miydim
belki yaratılmışların en hayırlısı bir hayvan
melekleri gördüğümden beri bebekliğimi hatırlamam
kubbeli sarkıktan kıvranmaya meyilli akşam
ıngaa ıngaa dedikçe gırtlakta biriken bir kan
şırıl şırıl ıslanmış kuyruğum dikiliyor kendinden
söküldü mü alem gözümü açınca rahminden
mutlak bulunamayacağı aranmaya çıkmamışken
beni neden önce sen doğurmadın
o ilahsız kapıyı ayağının altına almadın
dürtmedin aklanmanın verdiği iğrenç kisveyi
Haneke arkamızda bir bıçakla ağlarken
içtenlik neden hep lirik gözükür ve
sen neden hala burada değilsin derken
biblo önünde namaza durmayan annem